7

Siperden Sofraya Projesiyle Çanakkale Savaşları’ndaki Menü Yeniden Yorumlandı

Bu Haber 122 Kez Okundu
  • Paylaş:
Siperden Sofraya Projesiyle Çanakkale Savaşları’ndaki Menü Yeniden Yorumlandı

Çanakkale Cephesi’nin zaferle sonuçlandığı ve Müttefik Güçlerin Gelibolu Yarımadası’nı tahliye ettiği 9 Ocak 1916’nın 110’uncu yıl dönümünde, tarihe lezzet ve vefa ile dokunan anlamlı bir proje hayata geçirildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Dardanos Mutfak Akademisi ile Çanakkale Savaşları Enstitüsü öncülüğünde; Akıncı Taktik Anafarta markası ve Dardanos Yerleşkesi Otelinin katkılarıyla hazırlanan “Siperden Sofraya: Geçmişten Günümüze Modern Yorum” projesi, 110 yıl önceki cephe menülerini bugünün teknikleriyle yeniden yorumladı.

Proje kapsamında; Çanakkale Savaşları Enstitüsü tarafından arşivlerdeki binlerce harp ceridesi titizlikle tarandı. Ortaya çıkarılan menüler, Dardanos Mutfak Akademisinde modern bir yorumla hazırlandı. ÇOMÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Karataş’ın danışmanlık yaptığı projenin ekibini; Dardanos Mutfak Akademisi Koordinatör Yardımcısı Öğr. Gör. Emre Mümin, Enstitü Müdürü Utkan Emre Er ve Yüksek Lisans Öğrencisi Emre Usta oluştururken; uygulama tarafında da ÇOMÜ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri Gülümser Yekta Güler ve Zeynep Meriç Göçer yer aldı.

110 Yıllık Malzeme ve Yorumlanmış Modern Menü Sofrada

Proje kapsamında dönemin fotoğrafları ve harp ceridelerinden oluşan özel sergi, Enstitü Müdürü Utkan Emre Er tarafından davetlilere anlatıldı. Sunumun ardından geçilen tadım bölümünde, hazırlanan özel menü misafirlerin beğenisine sunuldu. Menüde; adaçaylı isli tereyağlı peksimet, Gelibolu otlarıyla tatlandırılmış un çorbası, ekşi mayalı ekmek ile hazırlanan papara ve ana yemek olarak pirinç keki üzerinde nohut püresi eşliğinde kavrulmuş et yer aldı. Tatlı olarak ise “kuru nevale” konseptiyle hazırlanan fındık krokanlı üzümlü mousse; Çanakkale Vali Yardımcısı Abdül Kadir Duran, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu ve Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope ile davetlilere ikram edildi.

Yemeğin sonunda davetlilere anlamlı bir de hediye takdim edildi. Miralay Mustafa Kemal (Atatürk) Bey’in 1915’te cepheyi ziyaret eden milletvekillerine bir jest olarak tabaklarının üzerine koydurduğu, isme özel imzalı Gelibolu haritalarının birer örneği günün anısına misafirlere verildi.

                                       Gastronomiyi Tarihimize Nakşediyoruz

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, projenin sadece bir yemek sunumundan ibaret olmadığını, askerimize tayın ekmeği ve hoşaf verildiği bilgisinin ötesine geçerek tarihe düşülen bir not olduğunu vurguladı; “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi olarak aslında bir şehir efsanesini, doğru bilinen yanlışları masaya yatırdık. Birebir yediği yemeklerin, 110 yıl sonra yeniden yorumlanmış halini burada protokolle, misafirlerimizle, sizlerle paylaştık. 18 Mart’ta daha geniş bir etkinlik yapacağız. Amacımız, yükselen değer olan gastronomiyi tarihimizle bütünleştirmek. ” ifadelerini kullandı.

                                          Türk askeri Aç Savaşmadı

Projenin çıkış noktası, harp cerideleri üzerindeki detaylı incelemeler oldu. Çanakkale Savaşları Enstitüsü Müdürü Utkan Emre Er, kamuoyunda yerleşmiş olan “Çanakkale’de asker açtı, sadece hoşaf içti” algısının eksik ve hatalı olduğunu belirterek, belgelerle gerçeğe ayna tuttuklarını ifade etti.

Er, çalışmanın detaylarını şu sözlerle aktardı: “Siperden Sofraya Projesi bir nimeti anlatıyor olabilir ama aynı zamanda bir minnettir. İçinde yemek konusuna dair veri barındıran taradığımız 1500’den fazla belgede gördük ki; Osmanlı Ordusu, iaşe konusunda disiplinli bir ‘B Planı’na sahipti. Askerin günlük kalori ihtiyacı 3.000 olarak belirlenmişti. Etin azaldığı dönemlerde protein ihtiyacı nohut ve kuru fasulye gibi bakliyatlarla karşılanmıştır. Kumandanlar, askerin beslenmesine harp taktiği kadar önem vermiştir.”

                                      Acı Hatıra Yerine Direnç Resmi

ÇOMÜ Dardanos Yerleşkesi Hotel Eğitim ve Dinlenme Tesisi Müdürü Doç. Dr. İlker Türkeri ise Dardanos Mutfak Akademisinde uyguladıkları menünün tarihinin 110 yıl öncesine dayandığını hatırlatarak “Bugün burada tarihin acı hatıraları, acı menüleri değil, askerimize güç veren, onu siperlerde güçlü tutan kavurma, portakal, peksimet gibi ürünlerin günümüz versiyonlarını davetlilerimizle buluşturuyoruz. Bu anlamlı menüyü de yerleşkemizde misafirlerimize sunmaktan onur ve mutluluk duyacağız.” dedi.

                                        Minik Ellerin Vefası Menüye Girdi

Proje, cephedeki beslenme alışkanlıklarına dair çarpıcı detayları gün yüzüne çıkardı. Dardanos Mutfak Akademisi Koordinatör Yardımcısı Öğr. Gör. Emre Mümin, hazırladıkları menünün o günkü kahramanlara bir saygı duruşu niteliğinde olduğunu belirtti. Menüde, ateş hattındaki askerin kurtarıcısı olan peksimetin yanı sıra, porselen bardakla içilen çay gibi moral unsurlarına da yer verdiklerini aktaran Mümin, projenin en duygusal detayının ise “Portakal” hikâyesi olduğunu söyledi. Menüyü oluştururken rastlanan bir olaydan çok etkilendiklerini belirterek; “Savaş döneminde taze meyve bulmak zordu ancak halkın desteği büyüktü. Kadıköy Numune Mektebi öğrencilerinin harçlıklarını biriktirerek cepheden gelen yaralılara portakal aldığını çalışmalarımızda gördük. Bu vefayı unutmamak adına menümüze portakallı bir lezzet ekledik” dedi. Mümin, bu çalışmanın tarihi bir gerçeği netleştirdiğini vurgulayarak; “Milletimiz Mehmetçiği asla aç savaştırmadı, cephede hiçbir zaman malzeme yokluğu yaşanmadı. Askerimiz siperde kuru üzümünü, peksimetini yedi ama milletinin onu aç bırakmayacağını da hep bildi” ifadelerini kullandı.

                           Geçmişin Ruhu, Günümüzün Tasarımıyla Buluştu

Projenin destekçisi Akıncı Taktik Anafarta Firması Genel Müdürü Onur Pamuk ise 1915’teki ruhun, günümüz teknolojisiyle buluştuğu noktayı temsil ettiklerini belirtti. “Siperden Sofraya” projesinin bir parçası olmaktan gurur duyduklarını ifade eden Pamuk, şunları söyledi: “Biz Anafarta olarak, 1915-1916 yıllarında Mehmetçiğin üzerindeki kılık kıyafet ve teçhizatın, günümüz modern dünyasına yansıyan yüzüyüz. Atalarından bu kutsal emaneti devralan bugünkü Mehmetçiğimizin ihtiyaçlarını en modern şekilde karşılıyor; sergilediğimiz ürünlerle o büyük ruhu yaşatmanın ortağı oluyoruz.”