HABER

ÇOMÜ’lü Akademisyenlerden Ramazan Ayı İle İlgili Altın Öğütler

08.06.2016
Bu İçeriği Paylaş

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyeleri, içinde bulunduğumuz Ramazan ayının faziletine, bu aya dair beslenme önerilerini, Ramazan’da yapılacak ibadetlerin vücuda etkileri ve nelerden kaçınmak gerektiğine dair görüşlerini paylaştılar.

“Bu Ayda Kur’anı Anlayarak Çokça Okumalıyız”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mirza Tokpunar Ramazan ayı içerisinde Kadir Gecesi’nin bulunduğunu, bin gecede elde edebileceğimiz rahmet ve bereketin daha fazlasını bu ayda kazanma imkânı sunulduğuna dikkat çekerek “Bu ayda tutulacak oruç kişilik  inşa çabasıdır. Oruçla insan öncelikle içinde yaşadığı evrenin yaratıcısını, yaratıcı karşısında evrenin, kendisinin ve diğer insanların konumunu fark eder veya etmelidir. Bu farkında olma algısı öncelikle insanın üzerinde yaşadığı dünya ve dünyada yararlandığı nimetlerin değerini günlük telaş ve kaygılar içerisinde unuttuğu veya gerçek anlamda farkına varmadığı için oruç tutmak çok önemlidir. Ayrıca Ramazan ayı Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirildiği aydır. Bu ayda Kur’anı anlayarak çokça okumalıyız.” dedi.

“Sahur Kahvaltı Gibi Olmalı”

ÇOMÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Barutçu şerbetli tatlılardan uzak durulması gerektiğini ifade ederek daha çok hoşaf ve kompostoyu tavsiye etti.

“Öncelikle her hasta doktoruyla birebir görüşüp kendisinin oruç tutup tutamayacağını sormalı. Genel olarak söyleyecek olursak özellikle kalp yetersizliği olan hastalara oruç tutmayı önermiyoruz, çünkü bu hastalar halk arasında idrar söktürücü olarak bilinen diuretik ilaçlar kullandıkları için tuz ve sıvı kaybederler ve bu durum bayılmalara ve şoklara neden olabilir. Ayrıca uzun açlık sonrası iftar ile beraber yenilen yemekle metabolizmanın hızlanması ve içilen sıvılar nedeniyle kalbin iş yükü birden %20 kadar artacağı için kalp yetersizliği alevlenebilir. Diğer bir hasta grubu olan tedavi edilmiş coroner arter hastalığı olan hastalar yani stent takılmış veya bypass olmuş hastalar belirli şeylere dikkat ederek oruç tutabilirler. Öncelikle ilaçlarını kesinlikle aksatmamalılar. Bu hastalara ve aslında tüm kalp hastalığı olmayan oruç tutan herkese iftarda hızlı yemek yenmesini önermiyoruz. Hafif bir kahvaltı ile başlanıp kan şekeri hızlı yükseltilmemeli. Hazmı kolay yemekler tercih edilmeli . Şerbetli tatlılardan uzak durulmalı. Hoşaf komposto gibi hafif tatlılar tercih edilmeli. Bol su içilmeli. Sahurda çok yemekten ve ağır yiyeceklerden kaçınılmalı. Sahur kahvaltı gibi olmalı. Sahurda biraz sebze ve yumurta yenilebilir. Ramazan yaz aylarına denk geldiği için sıvı kaybını çok artıracağından güneş tepede olduğu saatlerde dışarda durulmamalı ve ağır efor gerektiren işlerden kaçınmalarını öneriyoruz.

“Sahur Yapmak Kan Şekerinin Erken Saatlerde Düşmesini Engeller, Sağlık Sorunlarını En Aza İndirir”

ÇOMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Diyetisyeni Zeynep Sivaslı ise uzun süre açlık nedeniyle oruç tutanların daha dikkatli olmalarına vurgu yaparak “Mübarek ramazan ayı geldi, hoş geldi. Oruç insanın bedenen ve nefsen az yiyerek kendini terbiye etmesini sağlar. Ramazanda beslenme kurallarına dikkat ederek vücudumuzu temizlemek, yenilemek, sağlığımızı korumak mümkündür.

Ramazan ayının gelmesiyle günlük beslenme şeklimiz ve öğün sayısı değişir. Sıcak yaz günlerine denk gelmesi ve uzun süreli açlık nedeni ile oruç tutanların sağlıklarına daha fazla önem vermeleri gerekmektedir.

Orucun ilk günlerinde beslenme düzenindeki değişimden dolayı kabızlık, mide yanması, uyku hali, baş dönmesi, baş ağrısı, kan şekeri düşüklüğü, vücut hareketlerinin ve bazal metabolizma hızının düşmesine bağlı kilo artışı gibi bir takım sağlık sorunları yaşanabilir. Sağlıklı yaşamımıza aynı şekilde devam etmek için iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olunmalıdır.

Ramazan ayında vücut dengesini korumak için sahur oldukça önemlidir. Sahur yapmak kan şekerinin erken saatlerde düşmesini engelleyip halsizlik, baş ağrısı gibi sağlık sorunlarını en aza indirir. Ancak sahur öğünü yağlı ,kalori bakımından yüksek ağır yemekler olduğunda gece metabolizma hızı yavaşladığı için yemeklerin yağa dönüşümü hızlanır ve kilo artışına neden olabilir. Sahurda yumurta peynir süt yoğurt gibi besinlerin yanına birkaç dilim tam tahıllı ekmek, yeşillik ve 3-4 adet hurma ile yapılacak kahvaltı tercih edilebilir.

Sıcaklıkların da etkisiyle artan terleme durumunda iftar ve sahurda yeterli sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu bulantı, baş dönmesi görülebilir. İftardan itibaren sahura kadar yeterli miktarda sıvı almaya dikkat edilmelidir.

Ramazanda sindirim sisteminin uzun süre çalışmaması ve hareketin azalması nedeniyle kabızlık yaşanma sıklığı artar. Kabızlığı önlemek adına, yemeklerde posa oranı yüksek besinler, sebze yemekleri, salatalar ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler tercih edilmelidir.

Kültürümüzde iftar menüleri oldukça zengindir. Uzun süre aç kalmanın etkisiyle hızlı bir şekilde ve çok miktarda besin tüketilebilir. Bu durum da fazla enerji alımına ve kilo artışına neden olabilir. Yemekleri hızlı yemekten kaçınmalı, lokmalar çok çiğnenerek yavaş yavaş yenmelidir. Sahur, iftar ve iftar sonrası 1-2 ara öğün yaparak ramazanı sağlıklı geçirip kilomuzu koruyup, bayramı mutlu, huzurlu karşılayabiliriz.

“İftardan Sonra Yapılacak Egzersiz Kilo Almayı Engeller”

BESYO Müdürü Yrd. Doç.Dr. Necati Cerrahoğlu teravih namazı kılmanın fiziksel faydaları hususunda  bilgiler verdi.

Mübarek Ramazan Ayı ile birlikte oruçlu geçen günün akabinde kılınacak teravih namazının fiziksel faydalarına değinen BESYO Müdürü Yrd. Doç.Dr. Necati Cerrahoğlu “İftardan belli bir süre sonra yapılan egzersizler hem kilo almayı engelliyor hem de kan dolaşımını artırarak kalbin güçlenmesine yardımcı oluyor. Bu bağlamda manevi açıdan ruhumuzu besleyen teravih namazı, fiziki açıdan da vücudun sağlıklı kalması için kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor. İftardan sonra alınan yağ ve şeker eritilmediği takdirde vücutta ilerleyen zamanlarda kullanılmak üzere depolanıyor bu da kişinin kilo almasına yol açıyor. Dolayısıyla iftardan sonra kılınan teravih namazı, bu durumların önüne geçmek için kaçırılmayacak bir fırsattır” dedi.

 



Bu Haber 470 Kez Okundu