HABER

Tıp Fakültesi’nde Akademik Genel Kurul Toplantısı Yapıldı

09.04.2015
Bu İçeriği Paylaş

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Akademik Genel Kurul Toplantısı Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapıldı. Toplantıya ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Erdem ve Prof. Dr. Metehan Uzun, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Mirza Tokpunar, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fevzi Sefa Dereköy ile Tıp Fakültesi akademik personeli katıldı.

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fevzi Sefa Dereköy toplantıda yaptığı konuşmada yönetimin vizyonunun adalet ve liyakat olduğunu belirterek şunları söyledi: “Seçim dönemi kapandı ancak, dedikodu ve iftira kampanyası bu dönemde düzeyi çok aşağılara çekti. İnternet üzerinden çok fazla sayıda fitneye sebebiyet verildi. Bunların IP’sine bakıldığında yurtdışında birçok ülkeye gidildi. Savcılar araştırdı. Dolayısıyla bu günden itibaren dedikodu, iftira hatta kültürümüzde gıybet denilen olaya çok dikkat etmenizi istiyorum. Ainesi iştir kişinin. Lütfen işlere bakın. Biz birbirimizle övünecek kadar standartlarımızı yükseltmek zorundayız. Ama burada ön koşulsuz bakış çok önemli”.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Saygıdeğer hocalarım öncelikle hemen hemen hepinizi burada görmekten dolayı kendimi çok mutlu hissettim. Biliyorum ki Tıp Fakültesi hocalarını bir toplantıda bir araya getirebilmek kolay bir şey değil. Çünkü sizler çok meşgulsünüz. Üstelik önemli bir hizmetin içerisindesiniz.

Ben konuşmamın başında üniversitemizde yeni başladığımız dönemin, önümüzdeki 4 yılın hayırlar, başarılar ve verimlilikler getirmesini diliyorum. İnşallah önümüzdeki 4 yıl üniversite için kalitenin yükseldiği, verimliliğin arttığı bir dönem olur. Amacımız bu ve bu amaçla başladık.

Tabi ki hepimizin şahit olduğu bir seçim süreci yaşadı üniversite. Üniversitelerdeki seçim süreci, rektör belirlenmesi ve atanması süreci gerçekten başka hiçbir kurumda olmadığı kadar karmaşık, meşakkatli ve uzun bir süreçtir. Zira bunun içerisinde her şeyden önce bir oylama dönemi vardır. Bu yetmez YÖK’te bir değerlendirme olur. Bu da yetmez ve sonuç itibari ile Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir değerlendirmesi olur. Bu aşamalardan sonra rektör belirlenir. Ülkemizde hiçbir yönetici bu derece meşakkatli bir yönetim sürecinden geçmiyor. Tabi bu kadar uzun ve meşakkatli olunca da karmaşık ve hatta bazen de rahatsız edici unsurlar olabiliyor.

Gündemimiz;  geçmiş dönemlerden çıkarttığımız derslerle yeni dönemin şekillendirilmesi olmalı

Seçim sürecinde üniversitemizin daha önceki dönemine ilişkin yapılması gereken değerlendirmeler yapılmıştır. Hem benim tarafımdan hem de diğer adaylar tarafından. Bu değerlendirmelerin ötesinde kişisel olarak da nahoş bazı tarzlar da kullanılmıştır ama biz bunların tamamını geride bıraktık, geride bırakmalıyız hep beraber, zira büyük bir eğitim kurumunun, büyük bir bilim kurumunun yeni bir döneme girdiğini bilmemiz lazım ve gündemimiz geçmiş dönemlerden çıkarttığımız derslerle yeni dönemin şekillendirilmesi olmalı. Üniversite yönetimi olarak bizim gündemimiz sadece bu. Öncelikle bunu uygulamak isteriz, dolayısıyla geçmiş dönemde olan şeyler bizim herhangi bir hocamızı değerlendireceğimiz bir kriter olmayacak. Bizim kriterimiz, bundan sonra yapacağımız çalışmalar ve bu çalışmalar bağlamında bizlerin neler yapıyor veya neler yapmaya istekli olduğu meselesidir.

Adalet ve liyakat kavramlarını biz seçim sürecinde itibar kazanmak için prim yapmak için kullanmadık

Özetle adalet ve liyakat kavramlarını biz seçim sürecinde itibar kazanmak için prim yapmak için kullanmadık. Ben ve arkadaşlarım bu kavramları herkesin gözünde hoş bir intiba bırakalım da bize oy versinler diye kullanmadık. Bu kavramların görev yaptığımız süre boyunca sonuna kadar takipçisi olacağımızı vurgulamak isterim.

Tıp Fakültesi’nde de çalışan hocalarımızın her biri bizim için hangi dönemde gelmiş olursa olsun değerlidir, kıymetlidir. Destek görmesi gereken hocalarımızdır. Bu tabi bizim yönetsel olarak bütün üniversiteye, bu bağlamda da Tıp Fakültesi’nde çalışan hocalarımıza bakış açımızdır. Aynı zamanda yönetim olarak beklentilerimiz de var. Hani Türkiye’de klasik olarak devlet kurumlarında hep yöneticilerden bir şey beklenir ama aslında bizim o kuruma verebileceğimiz şeyler noktasında yönetimin neler beklemesi gerektiği konusu çok fazla ön plana çıkmaz. Ben bunu da burada vurgulamak isterim.

Hepimiz aynı hizmet gemisindeyiz

Geçen haftalar yeni başladığımız dönemde yaptığım konuşmada vurguladığım bir husus vardı. Biz aslında bu üniversitenin mensupları olarak aynı hizmet gemisi içerisindeyiz. Bu basit cümle aslında çok şey ifade ediyor. Aslında hepimiz aynı hizmet gemisi içerisindeysek eğer, bu gemiye zarar verecek davranışlar sergiliyorsa bazılarımız, farkına varmadan aslında kendisine ve kendi geleceğine de zarar veriyor anlamına gelir. Yani bu hizmet kavramını ve aynı gemide olma kavramını özellikle kullanıyorum. Yaptığımız iş gerçekten çok önemli bir hizmet. Aynı zamanda da hepimizin içinde bulunduğu bir ortamda bu hizmeti yapıyoruz. Dolayısıyla buna zarar vermek aslında kendimize zarar vermektir. Buna fayda sağlamak destek olmak aslında kendimize destek olmaktır. Bu üniversitenin itibarı bizim itibarımızdır. Bu üniversitenin verimliliği bizim verimliliğimizdir. Bu üniversitenin gücü bizim gücümüzdür. Burada çalışıyor olsak da başka bir kurumda çalışıyor olsak da gideceğimiz nokta sonuç itibariyle budur. Dolayısıyla benim bunu vurgulamamın sebebi aslında geçmişi unutması gereken sadece yönetim değil, aynı zamanda hocaların tamamıdır. Yani her birimizin birbirine bakış açısı geçmişten kaynaklı unsurlar üzerinde inşa edilirse ve o unsurlarda aslında bazı nahoş unsurlar ise biz ister istemez kendimize de zarar vermeye devam ederiz. Bu anlamda ben hepimizin geçmişten ders çıkararak, geçmişi geride bırakarak yolumuza devam etmemiz gerektiğini vurgulamak isterim. Dolayısıyla hepimizin bakış açısının da bu olması lazım. Bizim yönetim olarak her şeyden önce beklentimiz bu. Bu olursa şayet ortada kurumun verimliliği ve güçlülüğü sağlanmış olacaktır.

Ben biliyorum ki çözeceğimiz, çözmemiz gereken Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi bağlamında sorunlar var. Öncelikli meseleler var. Bunların en başında belki yeni bir dönemle yeni bir yönetim ekibinin oluşturulması geliyordu. Biz bunu geçtiğimiz iki hafta içerisinde oluşturmaya çalıştık. Sizlerin içerisinde uzun süredir çalışmış olan fakülteyi ve birçok arkadaşımızı yakından tanıyan bir hocamız fakültenin dekanı olarak başladı. Fakülteyi tanıyor olmasından herhangi bir şüphemiz yok. Kendisinin insani ilişkilerinin güçlü olduğunu biliyorum.  Bu temel kriterler bence iyi bir başlangıç için yeterlidir. Kafamızda ideal insan, ideal yönetici tipi yoktur. Bunu ne ben ne de herhangi bir insan karşılayabilir. Ancak önemli olan bazı temel unsurların oluşturulmasıdır. Bu bağlamda ben Sefa hocanın fakülteye çok şey katacağını düşünüyorum, inanıyorum. Ancak burada görev yapan hangi arkadaşımız olursa olsun sizlerin destek vermesi gereken arkadaşımızdır. Çünkü aynı şeyi yapmaya çalışıyoruz. O bağlamda kendisine hayırlı olsun diyorum, başarılar diliyorum. Onun yanı sıra başhekim vekaleti de kendisinde. Daha sonraki zamanlarda hastanenin tasarımıyla ilgili çalışmalar yapmamız gerekecek. Onun farkındayım ama başhekim yardımcılığı yapacak olan arkadaşlarımızı da belirlemiş olduk. Çünkü burası çok zafiyet götürecek bir birim değil. Arkadaşlarımız eminim canla başla çalışacaklar. Onların belirlenmesinde biraz önce söylediğim kriterleri dikkate aldık. Yani kim gerçekten bu işi isteyerek, severek canla başla yapar. Ama şunu dikkate almadık, “bu arkadaşlarımız ne düşünüyor, siyasi görüşü nedir, dünya görüşü nedir”, bunları dikkate almadık. Eğer almış olsaydık bambaşka bir manzara da çıkabilirdi ortaya ama bizim kriterlerimizin esas itibarıyla bunlar olmadığı da anlaşılmış oldu. Bu arkadaşlarımıza da hayırlı olsun diliyorum, eminim çok ciddi katkılar sağlayacaklardır. Bu temel unsuru fakültede, hastanede iyi kötü oluşturabileceğimiz noktadan itibaren geriye kalan meseleleri halletmeye çalışacağız. Üniversitenin yeni bir hastaneye kavuşuyor olması beni de mutlu ediyor. Emeği geçen herkese bu emeği için üniversitemiz adına teşekkür ediyorum. Eminim çok gayretler sarf edildi, çok fedakarlıklar yapıldı. Eksiklikler, eleştiriler bir tarafa teşekkürü hak eden bir çalışma olmuştur ancak bu işin ortasındayız. Sonunda değiliz. Devam edilmesi gereken çok iş var bu bağlamda. Hastanenin ikinci ve daha büyük bloku henüz inşaatı devam eden, inşaat bittikten sonra da içinin hazırlanması gereken bir noktada geçen yıl devletin serbest bıraktığı ödenek oldukça yetersiz olduğu için firma da aslında büyük bir beklenti içerisinde üstelik her gecikme maliyetin daha da artması anlamına gelir ve nitekim de öyle olmuştur. Dolayısıyla bizim devletin kapısını tekrar çalıp “bizim biraz daha paraya ihtiyacımız var” dememiz gerekecek hastanenin tamamlanabilmesi için. Ve inşallah öngörüldüğü tarihte tamamlanması mümkün olur. Önümüzdeki Kasım ayında tamamlanabilecek durumda mıdır, yoksa öngörülen takvimin gerisinde midir, bunları ortaya koymamız lazım ki bundan sonra ne olacaksa nereden kaynaklandığı da bilinmiş olsun ama biz bir an önce tamamlanması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Devletin kapısını çalmak konusunda bir sıkıntımız yok. Ödenek ya da ödeneklerin serbest bırakılması noktasında da elimizden geleni yapacağız.

Aynı zamanda Tıp Fakültesi’nin kadro sıkıntısı olduğunu da ben bilen birisiyim. 136 öğretim elemanı görev yapıyor. Öğretim elemanı diyorum çünkü bu 136 içerisinde 2 tane uzman arkadaşımız görev yapıyor. Dolayısıyla 134 öğretim üyesi ile çalışan bir fakülte. 21 tane yardımcı doçent doçentliğini almış dolayısıyla doçent kadrosu bekleyen arkadaşımız var. 5 tane doçentliğinin beş yılını geride bırakmış arkadaşımız var. Adalet ve liyakat temelinde bizim bu arkadaşlarımızın hak ettiği kadroları vermek bizim sorumluluğumuzdur. Dolayısıyla biz o yönde çalışıyor olacağız.

Döner sermayenin ödenekleri konusunda seçim sürecinde dile getirilen bazı şikayetler vardı.  Onları da tekrar konuşup üzerinde çalışma yapmamız gerekebilir diye düşünüyorum. Bunlar bizim tespit ettiğimiz meseleler. Bunların üzerinde de daha önce söylediğimiz gibi duracağız ve en doğru olanı neyse o noktaya getirmeye çalışacağız.

Benim de sizden istirhamım, tıpkı benim şahsen yapmaya çalıştığım gibi, ne söylüyorsam gereğini yerine getirmek, sonuna kadar verdiğimiz sözlerin arkasında durmak ve vereceğimiz sözlere de dikkat etmek. Bu yaklaşımla hareket edildiğinde üniversitenin bu değerli fakültesinin ki burada bulunan en uzun eğitim sürecinden geçerek ve üstelik benim gibi bir akademisyenden farklı olarak hem teoriyi hem de pratiği götürmek durumunda olan hocaları olarak, üniversitenin çok değerli bir fakültesinin gelişiminde daha önce söylediğimiz şeylerin gereğinin yerine gelmesidir, geliştirilmesidir. Benim de istirhamım sizlerden bu olacaktır.

Ben şahsen ne söylediysek hepsini gözden geçirip olması gerekeni yerine getirmek için çaba göstereceğimizi belirtmek istiyorum. Yeni dönemin Tıp Fakültesi’ne ve Hastanesine hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum”.  

Konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi. 



Bu Haber 491 Kez Okundu