HABER

Prof. Dr. Orhan Tatar'dan Van Depremine İlişkin Açıklama

24.10.2011
Bu İçeriği Paylaş
 

 
Üniversitemiz Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanı ve aynı zamanda Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Orhan Tatar, İhlas Haber Ajansı'na önemli açıklamalarda bulundu.

Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Tatar, Van'daki 7,2'lik depremin sürpriz bir deprem olduğunu belirterek, "23 Ekim tarihinde meydana gelen Van depremi Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fay Zonlarından bağımsız, münferit bir deprem. Deprem tamamen doğu batı uzanımlı bir fay üzerinde meydana gelmiş durumda. Ayrıca Van Gölü'nün ileriki yıllarda taşacağı iddiaları da gerçeği yansıtmıyor" dedi.

Konu ile ilgili İHA'ya özel açıklamalarda bulunan Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Danışma Kurulu Üyesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Tatar, Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin kendileri için sürpriz olduğunu belirterek, "Biliyorsunuz şu an Türkiye'nin en büyük deprem tehlikesi yaşayan yerlerinden bir tanesi Marmara Denizi içerisi. Son yıllarda da bu konuda birçok çalışmalar yapılıyor. Bütün dikkatler de bu bölgeye yoğunlaşmış durumda. Zaman zaman, Türkiye'nin sadece Marmara Denizi'nde veya Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde değil, başka yerlerinde de birtakım deprem risklerinin olduğunu söylüyoruz. Özellikle Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde değişik bölgelerde deprem riski var. Bu her iki fay zonu dışında kalan yerlerde bir takım bağımsız faylar boyunca deprem riskinin olduğunu söylemek mümkün. Özetle şunu söyleyebiliriz. 23 Ekim 2010 tarihinde meydana gelen Van depremi Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fay Zonlarından bağımsız bir deprem ve kabaca doğu batı uzanımlı bir fay üzerinde meydana gelmiştir. Bu depremin odak mekanizması çözümlerine baktığımızda bunun ters faydan kaynaklanmış olduğunu görüyoruz" dedi.

"BÖLGEDE 5,9 İLE 6 BÜYÜKLÜĞÜNDE ARTÇI SARSINTILAR OLABİLİR"

Prof. Dr. Orhan Tatar, konuşmasında bölgede önceki yıllarda yaşanan depremlere de değinerek, "bu bölgede 1945 yılında Çatak'ta 5,8 büyüklüğünde, 1972 yılında Van civarında 5,2 büyüklüğünde ve en önemlilerinden bir tanesi de 1976 yılında Çaldıran'da meydana gelen yaklaşık 3 bin 800 kişinin ölümü ile sonuçlanan depremler var. Yeni yaşanan deprem de onlardan bir tanesi. Özellikle Van'ın kuzeyindeki yerleşim yerlerinde büyük bir zarara neden oldu. Bu zararın oluşmasında sadece depremin etkisinden ziyade aynı zamanda bölgenin jeolojik yapısı, bölgedeki binaların kalitesinden de kaynaklanan da bir sıkıntı olduğu ortaya çıkıyor. Bu büyük bir deprem. Ana şoktan bu yana artçı sarsıntılarının sayısı 250'yi buldu. Artçı sarsıntıların 2,5- ile 3 büyüklüğü arasında yoğunlaştığını görüyoruz. 7,2 büyüklüğündeki bir depremin artçı sarsıntılarının biraz daha büyük olması beklenir. Önümüzdeki günlerde buna çok dikkat etmek gerekir. Bölgede önümüzdeki günlerde 5,9 ile 6 civarı büyüklükte artçı sarsıntılar olabilir. Halkımızın buna çok dikkat etmesi gerekiyor. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığımızın koordinesinde bölgede arama kurtarma ve normal hayata dönme konusunda planlamalar ve çalışmalar yapılıyor. Bölgeye çok sayıda yardım malzemesi sevk edildi. Çok sayıda arama kurtarma ekibi bölgede çalışmalarını sürdürüyor" dedi.
 
"7,2 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREM KUZEY ANADOLU FAY HATTINA ETKİ YAPMAZ"
Prof. Dr. Orhan Tatar, Van depreminin Kuzey Anadolu Fay hattını etkileyip etkilemeyeceği ve bunun Marmara depremini tetikleyip tetiklemeyeceği konusundaki soruya ise şu cevabı verdi:

"Van depremin o bölgeyle hiçbir ilgisi yok. Çünkü Kuzey Anadolu Fay zonu ayrı bir zon. Marmara bölgesindeki faylar da Kuzey Anadolu Fay Zonunun bir parçası. Van'da meydana gelen depremi oluşturan fay tamamen bağımsız bir fay. Bu depremi oluşturan faya ait odak mekanizması çözümlerine baktığımızda bunun ters bileşenli bir fay olduğu ortaya çıkıyor. Bu deprem, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay zonu ile ilgili bir deprem değil. Bunu çok net olarak söyleyebiliyoruz. 7,2 büyüklüğündeki bu deprem muhtemelen bölgede en az 60-70 kilometre civarında yüzey kırığı oluşturmuş olabilir" dedi.

"VAN GÖLÜ'NÜN TAŞACAĞI İDDİALARINA KATILMIYORUM"

Prof. Dr. Orhan Tatar, depremin ardından ABD'li bilim adamlarının Van gölünün ileriki yıllarda taşabileceği konusundaki sorusuna verdiği cevapta ise bunun gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Van gölünde bir takım bilimsel çalışmalar var. Bu bölgede Van Gölünün oluşumu ile ilgili sadece Amerikalılar değil Alman bilim adamları da bölgede birkaç yıldır çalışma yapıyor. Van Gölü büyük bir göl. İç deniz gibi nitelendirebileceğimiz bir göl. 7,2 büyüklüğündeki büyük bir depremde bile eğer Van Gölü içerisinde tsunamiye sebep olacak bir olay meydana gelmemişse bundan sonrada böyle bir olayın beklenmesi son derece düşük bir ihtimal. Bu sebeple ben Van Gölü'nün taşacağı ihtimaline katılmıyorum" dedi.

"MARMARA DENİZİ'NDEKİ DEPREM RİSKİ ARTARAK DEVAM EDİYOR"

Marmara Denizi'ndeki deprem beklentisi ile ilgili de soruları cevaplandıran Prof. Dr. Orhan Tatar, "Marmara Denizi'ndeki deprem tamamen bundan bağımsız bir deprem beklentisi. 17 Ağustos 1999 depreminden sonra özellikle Marmara Denizi içerisinde bir stres birikimi yaşanıyor. Şu anda Marmara Denizi içerisinde kırılmayı bekleyen yaklaşık 170 kilometre uzunluğunda bir fay parçası var. Bu fayın kırılması durumunda 6,9 ile 7,6 arasında bir deprem beklentisi var. Tabii bu büyük bir olay. Özellikle İstanbul ve Marmara bölgesi Türkiye'nin kalbi diyebileceğimiz bir bölge. Çok yoğun bir nüfus ve sanayi var. Son yıllarda bu riskin daha da arttığını söylemek mümkün. Marmara Denizi'nde olabilecek bir deprem sadece İstanbul'u etkilemeyecek, İstanbul ile birlikte bölgedeki diğer yerleşim yerleri de bu olası depremden etkilenecek. İstanbul güneyinde kalan yerleşim yerlerinin yanı sıra, özellikle Marmara Denizi'nin güneyinde kalan yerleşim birimleri önemli risk altında. Bursa, Balıkesir'in kuzeyde kalan Bandırma gibi ilçeleri ile Çanakkale'nin bulunduğu bölgelerinde bu depremden etkilenmesi kaçınılmaz" dedi.

Kaynak: haber3.com


Bu Haber 364 Kez Okundu