HABER

Sağlık Hizmeti Adaletsizliğinin Giderilmesi Konusunda Açıklama Yapıldı

09.11.2010
Bu İçeriği Paylaş
ÇOMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertuğrul ERCAN ve Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun BAKAR Dünya Üniversiteler Kongresi'nin temalarından biri olan "Sağlık Hizmeti Adaletsizliğinin Giderilmesi" konusunda açıklama yaptılar. Açıklamada geride bırakılan yüzyıl boyunca dünyada sağlık sorunların çözümünde önemli kazanımlar elde edildiği, birçok hastalıktan korunma yollarının öğrenildiği, sağlık alanında yapılan harcamaların arttığı belirtildi. Bu gelişmelere rağmen dünyanın birçok bölgesinde sağlık sorunlarının yoksulların yaşam süresini ve kalitesini düşürmeye devam ettirdiği, sağlık hizmetlerine ve hayat kurtarıcı nitelikteki bilgiye ulaşmada küresel eşitsizliklerin yaşandığı ifade edildi. Sağlıkta eşitsizliklerin çözümünün birden fazla sektörün işbirliğini ve toplumda eşitsizlikleri besleyen aktörlerle yüzleşmeyi gerektirdiği, bu anlamda da üniversitelere önemli görevler düştüğü bildirildi. Öğretim Üyeleri’nin konuyla ilgili yaptığı açıklama aşağıdadır: “Dünya Üniversiteler Kongresi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde ‘Küresel sorunlar çerçevesinde üniversitelerin yeni hedef ve görevleri ne olmalıdır?’ ana teması ile 20–24 Ekim 2010 tarihleri arasında Çanakkale’de yapılmıştır. Dünya halklarının yaşadığı küresel boyuttaki sorunlarda üniversitenin daha aktif rol oynaması ön kabulünden yola çıkılarak hazırlanan bu kongrede, küresel sağlık sorunları ‘Sağlık hizmeti adaletsizliğinin giderilmesi’ teması altında yerli ve yabancı konukların katılımı ile 23 Ekim 2010 tarihinde yoğun bir programla tartışılmıştır. Geride bıraktığımız yüzyıl dünyada sağlık sorunların çözümünde önemli kazanımlar elde edilmiştir. Birçok hastalıktan korunma yolları öğrenilmiş; çiçek ve çocuk felci gibi bazı enfeksiyon hastalıkları ise tamamıyla yok edilebilmiştir. Dünyanın bazı bölgelerinde bebek ve çocuk ölümleri oldukça azalmış ve yaşam beklentileri 80’li yaşlara ulaşmıştır. Son 25-30 yılda hızlanan bu süreç içinde sağlık alanında yapılan harcamalar gözle görülür düzeyde artmış; temelinde sosyal hizmet alanı olan sağlık hizmeti iktisadi bir sektör olarak algılanmaya başlanmıştır. İnsan hakları çerçevesinde algılanan hizmet ise giderek ihtiyaç duyulduğunda satın alınabilen yapıya bürünmektedir. Sağlık harcamalarında ve tıbbi bilgi düzeyindeki sürekli artışa rağmen dünyanın birçok bölgesinde sağlık sorunları yoksulların yaşam süresini ve kalitesini düşürmeye devam etmektedir. Bebek ve çocuk ölümleri, sıtma, tüberküloz, ishalli hastalıklar ve HIV/AIDS, çeşitli seviyelerde korunma imkânlarına rağmen Sahra Altı Afrika başta olmak üzere dünyanın yoksul bölgelerinde halen hastalık yüküne ve buna bağlı ölümlere neden olmaktadır. Temel sorun sağlık hizmetlerine ve hayat kurtarıcı nitelikteki bilgiye ulaşmadaki küresel eşitsizliklerdir. Bu durum temelde ahlaki bir değerlere sahip olup, insanların yaşam koşullarını, hastalanma ve erken ölme olasılıklarını etkilemektedir. İnsanların sağlık hizmetlerine ulaşımda yaşadıkları bu adaletsizlikler kabul edilemez nitelikte olup, küresel ve bölgesel düzeyde ekonomik, sosyal ve kültürel aktörlerce belirlenmektedir. Söylem düzeyinde bakıldığında sağlık hizmeti alma hakkının evrensel bir insan hakkı olduğu gerçeği tartışılmamaktadır. Ancak söylemdeki bu netliğin dünyadaki halkların günlük yaşamına yansıdığını söylemek güçtür. 1978 yılında Alma-Ata’da yapılan Temel Sağlık Hizmetleri konferansında sağlık sosyal ve ekonomik kalkınmanın olmazsa olmaz parçası olarak görülmüş ve riskli gruplarla, ihmal edilmiş gruplara özel önem verilmesi gerektiğinden bahsedilmiştir. Sağlıkta eşitsizliklerin çözümü birden fazla sektörün işbirliğini ve toplumda eşitsizlikleri besleyen aktörlerle yüzleşmeyi gerektirmektedir. Üniversitelerin en önemli görevlerinden birisi içinde yaşadıkları toplumun sorunlarına kalıcı çözüm önerileri üretebilmeleridir. Dolayısıyla eşitsizlikler konusunda ihmal edilen grupların lehine taraf olmak zorundadırlar. Bu konuda ellerinde bulunan en önemli araç araştırma yapma ve veri toplama gücüdür. Eşitsizliklerle mücadelede daha fazla kanıta ihtiyaç bulunmaktadır. Araştırmalar hem sorunun boyutlarının hem de nedenlerinin bilimsel olarak ortaya konulmasını sağlayacaktır. Bu durum çözümün de başlangıcı olacaktır. Dolayısıyla yerelden başlayarak her üniversite çalışma alanlarında sağlıkta eşitsizlikleri ortaya koyacak farklı disiplinlerin dâhil olduğu bilimsel araştırmalar yapmalı ve yayınlamalıdır. Eşitsizlik sorunu ilgili tüm disiplinlerle birlikte nedenleri ve çözüm önerileri ile sürekli olarak akademik platformlarda tartışılmalıya devam edilmelidir. Eşitsizlik konusu sağlık eğitimi veren tüm okullardan başlayarak ilgili tüm bölümlerde mezuniyet öncesi ve sonrası eğitim programlarına mutlaka alınmalıdır. Öğrencilerin ihmal edilmiş grupları ve sorunlarını yakından görmeleri ileride sorunun çözümünde aktivist olarak yer alabilmelerini sağlayacaktır. Sosyal yönden ihmal edilmiş gruplarda yer alan çocukların eğitim hakkının desteklenmesinin de sorunun çözümü için olumlu katkılar sağlayacağı beklenmektedir. Çalışmalar bu gruplardan gelen öğrencilerin gelecekte ihmal edilmiş grupların sorunlarını daha kolay anladıklarını ve söz konusu bölgelerde daha fazla hizmet sunma eğiliminde olduklarını göstermektedir. Eşitsizlik sorununun çözümünde çok önemli bir husus, bu konuyu bilen, kendini bu sorunun çözümüne adamış nesiller yetiştirmektir. Bu nedenle, üniversite öncesindeki okul yöneticilerine ve öğretim elemanlarına önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun doğru bir şekilde yerine geliştirilmesi sağlık konusunda bilinçli nesillerin yetişmesini sağlayacaktır”. Konuyla ilgili fotoğraflara bakmak için aşağıdaki linki tıklayınız.


Bu Haber 314 Kez Okundu