HABER

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yıl Açılış Töreni Gerçekleşti

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yıl Açılış Töreni Gerçekleşti
14.10.2016
Bu İçeriği Paylaş


Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un “Sykes-Picot’un 100. Yılında Bir Barış Vizyonu” konulu açılış dersini verdiği 2016-2017 Akademik Yılı Açılış Töreni, Troia Kültür Merkezinde gerçekleşti.

Açılış törenine; Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Eşi Prof. Dr. Sevgi Kurtulmuş, Vali Orhan Tavlı, Ak Parti Millet Vekili Ayhan Gider, Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Tayyar Ertem, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Turan, Rektör Prof. Dr. Yücel Acer, Eşi Aysun Acer, Çanakkale Avustralya Konsolosu Dylan Walsh, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ve Vali Yardımcısı Can Aksoy, Ak Parti İl Başkanı Yeşim Karadağ, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Erdem, Prof. Dr. Mirza Tokpunar, Prof. Dr. Süha Özden, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi akademik ve idari personeli, çok sayıda kurum kuruluşların idari amirleri ile öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı öğretim elemanı Okutman Sedat Çılgın ve öğrencilerinin sunduğu müzik dinletisi ve Uğur Karabulut’un ‘Çanakkale Şehitlerine’ adlı şiir dinletisi ile devam etti.

Açılış konuşmalarını sırasıyla, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Ak Parti Milletvekili Ayhan Gider, Vali Orhan Tavlı gerçekleştirdi.

Rektör Prof. Dr. Yücel Acer, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin tarihi, gelişimi ve geldiği nokta hakkında bilgiler verdi.

“2016-2017 Akademik Yılına 49 Bin Öğrenci İle Başlıyoruz”

Ülkemizin her köşesi ve her şehri, bu milletin fertlerinin canı pahasına yüzyıllardır koruduğu vatan parçası. Ancak bu vatanda öyle bir şehir var ki küçük bir yarımadada,10 aydan fazla, iki büyük imparatorluğa karşı, büyük bir savaş vererek, 250 bin şehit vererek zafer kazandığımız bir toprak parçası. Bu toprak parçasının ismi Çanakkale ve o zaferin adı Çanakkale Zaferidir. Böyle bir şehirde kurulmuş, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 1992 yılında kurulduğunda biri Çanakkale’de, diğeri Biga’da olan iki yerleşkeyle yola çıktı. Bugün Çanakkale merkezde altısı olmak üzere, 14 ayrı yerleşkede eğitim öğretim veren ve bilimsel araştırma yapan üniversite haline geldik. 14 fakülteyi, 4 enstitüyü, 1 konservatuarı, 7 yüksekokulu ve 13 meslek yüksekokulunu ve otuzu aşkın araştırma merkezini bünyesinde barındıran büyük bir bilim kurumu haline geldi. Açılışını yaptığımız bu akademik yılda, 49 bin 179 öğrenciyle eğitim ve öğretime başlıyoruz. Bu bizi Türkiye’nin en büyük 21. üniversitesi yapıyor. 1600’den fazla akademik personeli olan, 2500’den fazla çalışanı olan, büyük bir bilim merkeziyiz. Üniversitemizin, Türkiye’de mevcut 173 üniversite arasında, öğrenci sayısı açısından 21. üniversite olması, tercih edilmesi konusunda büyük önem taşımaktadır.

“Çanakkale Ruhunun Bilim Dünyasındaki Abidesiyiz”

Üniversitemiz sayıların ötesinde, akademik kadrosuyla da ciddi bir ilerleme gösteriyor. Türkiye’de üniversiteler arasında en itibarlı akademik kalite sıralamasında yaptığı ilerlemeyi somut bir biçimde görüyoruz. Şüphesiz ki biz Çanakkale’nin gururuyuz. Türk Milletinin fedakârlığının, azminin, iman gücünün, dayanışma ruhunun ve başarabilme gücünün timsali haline gelmiş ‘Çanakkale Ruhunun’ aslında bilim dünyasındaki abidesiyiz. Bu ruh, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesini bilim dünyasında her geçen gün daha da ileriye taşıyan güç oluyor ve olmaya da devam edecek. Türkiye’nin en büyük astro fizik evi,  güçlü araştırma laboratuvarları, tekno parkı, deniz araştırmaları merkezleri, araştırma ve uygulama hastanesi, tarımsal araştırma ve uygulama alanları, deniz ve yer bilimleri müzeleri, arkeolojik kazı alanları, ilahiyat araştırma ve uygulama camii, kongre merkezi,  açık ve kapalı hizmet veren sosyal tesisleri ile kalitesini her geçen gün arttırmasıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin mensupları olarak gurur duyuyoruz.

“Üniversite Yönetimi Olarak Fiziksel Alt Yapının Gelişmesi İçin Çalışıyoruz”

Üniversite yönetimi olarak fiziksel alt yapının geliştirilmesi için projeler hazırlıyor ve onları gerçekleştiriyoruz. 550 yataklı üniversite hastanesini bitirmek üzereyiz. Şehir merkezindeki Anafartalar Yerleşkesinin tümden yenilenmesi projesinin ihalesini yaptık ve yakında inşaatına başlıyoruz. 30 bin metre kareden fazla yeni bir derslik ve kampüs ortamını yakında tamamlayacağız. Öğrencilerimizin spor alanında kendilerini geliştirecek ciddi yatırımlar yapıyoruz. Üniversitemiz bu bağlamda yatırımlar için 2016 yılında 269 milyonluk bir bütçeyi ayırmış bulunmaktadır. 2017’de ise 56 milyonluk bir yatırım daha yapacağız. Bu bağlamda üniversitemize verdiği destekten dolayı, Başbakan Yardımcımıza, hükümetimize, şahsım ve üniversitemiz adına teşekkür ediyorum.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin önceki dört yıllık süreçte bilimin ve vatanseverliğin rehberliğinde değil gayrı meşru, halkın iradesinin dışındaki yapının, gayrı meşru amaçlarına hizmet eden bir yönetim tarafından yönetildiğini vurgulayan Rektör Acer, ÇOMÜ’nün bunun bütün sonuçlarını yaşadığını belirtti.

Rektör Acer sözlerine şöyle devam etti:

“Ancak, bu ülkeye karşı gayrı meşru amaçları olan iç ya da dış odaklar her zaman hesabını sormuş bu millet, şüphesiz ki bu yapıya da hesabını soracaktır. Bunu, 3 yıl önce bu millet bunlardan hesabını soracak diyen birisi olarak şuan memnuniyetle görüyorum ki bu millet, bu devlet, gayrı meşru amaçlarla ortada olan yapıya bunun hesabını soruyor. Bu, ülkemizin bütün olarak, ya da bilim dünyasının tümüyle geleceğinin garantisi. Mağdur edebiyatı yaparak bu sürece sekte vurmaya çalışanlara lütfen dikkat edelim. Şüphesiz ki hatalar olabilir. Ama bilinmeli ki bu hataların her zaman geriye dönüşleri vardır. Bilmeden haksızlığa uğrattığımız insanların dönüşü mutlaka vardır. Ama bunları esas alarak, ortada büyük bir haksızlık yapılıyormuş gibi bu sürece zarar vermek isteyenlere özellikle dikkat edelim. Ama biz şunun farkındayız, hem üniversitemizde, hem ülkemizin bütününde bu yapıya yönelik mücadele devam ediyor, aynı kararlılıkla da devam edecek. Geldiğimiz noktada göreceğiz ki bu ülke kendi seçtiği meşru hükümeti tarafından yönetilen ülke olmaya devam edecek. Bunun için bizler bu üniversitede elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.”

“Sevgili Öğrenciler Sizler Öncelikle Kendinize Güvenmelisiniz”

Sevgili öğrencilerimiz, 15 Temmuz öncesinde ve sonrasında yaşanılanlar sizlere göstermeli ki sizler öncelikle kendinize güvenmelisiniz. Kendi seçtiğiniz hükümetin ve kendi seçtiğiniz yöneticilerin yönlendirmelerine riayet etmelisiniz. Onun dışında hiçbir yapının size gerçek anlamda rehber olamayacağını anlamalı ve mutlaka size bir şeyler vermeye çalışıyorlarsa bunun karşılığını gayrı meşru karşılığını mutlaka isteyeceklerini unutmamalısınız. Ona göre hareket etmeniz lazım. Biz kendi inancımızı, kendi dinimizi doğru kanallardan öğrenmek durumundayız. Bunu en meşru şekilde gösteren bu oldu. Biz kendi dinimizi, kendi yüce kitabımızdan ve sadece bize değil, bütün insanlığa ahlakıyla örnek olan yüce Peygamberden öğrenmeliyiz ki inancımızı tam anlamıyla öğrenmiş olalım.

Rektör Prof. Dr. Yücel Acer konuşmasının sonunda; Çanakkale’ye ve üniversitemize gösterdiği destekten dolayı, başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere üniversitemize katkı sağlamış herkese, 2016-2017 akademik yılı açılış törenimize katılımlarından dolayı Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ve saygıdeğer hanımefendiye teşekkür etti.

“Fikri Hür, Vicdanı Hür Nesiller Olarak Memlekete Sahip Çıkın”

Çanakkale Ak Parti Milletvekili Ayhan Gider, yeni eğitim öğretim yılının herkese hayırlı olmasını dileyerek başladığı konuşmasında gençlere seslenerek; “Mustafa Kemal Atatürk fikri hür, vicdanı hür nesiller olarak ifade ediyor sizden beklentiyi. Gerçekten de ülkemizin ve özellikle ailelerinizin sizden beklentisi bu. Hür vicdanınızla, hür iradenizle memlekete sahip çıkmanız. Muhakkak ki burada mesleklerinizi en iyi şekilde öğreneceksiniz. Muhakkak ki dünyadaki teknik ve siyasi gelişmeleri en iyi şekilde takip edeceksiniz. Muhakkak ki sanat ve estetik duygusunu sonuna kadar geliştireceksiniz. Ama bütün bunları yaparken iradenizi yalnız ve sadece sizin kullanmanız gerektiğini bileceksiniz ve buna göre hareket edeceksiniz” dedi. Gider, dünya tarihinde bizden başka, tankları insanla önlemiş, silahsız kuvvetlerle önlemiş bir başka millet olmadığını, bu destanı yazmış bir başka millettin olmadığını vurgulayarak; “Değerli gençler vekiliniz olarak, kabul ederseniz bir abiniz olarak sizden ricam odur ki aklınızı, vicdanınızı kimseye teslim etmeyin. Çünkü bizim bundan başka vatanımız yok. Bu vatanı da sizden başka koruyacak gençler yok” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Eğitim ve Öğretimin En Güçlü Halkası Üniversiteler”

Vali Orhan Tavlı, eğitim ve öğretimin en güçlü halkasının üniversiteler olduğunu vurgulayarak; “Gençlerimize bilgiye ulaşmayı, ulaştıkları bilgiyi analiz etmeyi öğretirken, milli ve manevi değerleri de öğretmekte ve bilimin rehberliğinde ülkemizin geleceğinde söz sahibi olacak bireyler olarak gençlerimizi yarınlara hazırlamakta en önemli ulvi görevi ifa etmektedirler. Üniversiteler, ülke sorunlarıyla ilgili ortaya koyacakları görüşler bilimsel çalışmalarla topluma önderlik etmekte ve toplumun ufkunu açmaktadırlar. Bu nedenle, ülkemizin geleceğini, milletimizin umut ve düşüncelerini şekillendiren kurumlar olarak da büyük öneme sahiptirler. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, çok önemli bir kültür ve medeniyet mirasının merkezinde bulunduğundan, ilimizin tarihi ve kültürel dokusu milli ve manevi değerlerimizi ilmek ilmek örerek şekillendiren Çanakkale ruhu, üniversitemizin ve siz akademisyenlerimizin ve sevgili gençlerimizin de sorumluluğunu, bizlerin de sorumluluğunu bir kat daha arttırmaktadır” dedi.

Vali Tavlı, 15 Temmuz darbe girişimiyle gelişen ülkemizin ve milletimizin önünün kesilmek istendiğini söyleyerek; “Sevgili gençler, ülkemiz son yıllarda ekonomik, siyasi, bilimsel birçok alanda hızla gelişirken ülkemizin millileşme ve özüne dönme adımları da bazı ülkeleri ve içimizdeki FETÖ'cü ve bölücü hainleri de rahatsız etmiş, 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemizin ve milletimizin önü kesilmek istenmiştir. İşte bu büyük milletin içinde var olan ve hiçbir zaman bitmeyecek Çanakkale ruhu, bu hain darbe girişimine dur demiştir” ifadelerini kullandı.

Vali Tavlı; “Bu vesileyle ülkemizi şanlı bayrağımızı bağımsızlığımızı ve demokrasimizi savunmak uğruna canlarını feda eden tüm vatan evlatlarımızı tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor bu uğurda yaralanmış olan gazilerimize en derin şükranlarımı sunuyor. Gazilerimize de ayrıca acil şifalar diliyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Açılış konuşmalarının ardından Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş “Sykes-Picot’un 100. Yılında Bir Barış Vizyonu” konulu açılış dersini verdi.

“ÇOMÜ’ye Koşa Koşa Geldim”

Rektör Prof. Dr. Yücel Acer’in Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı açılış dersini yapar mısınız teklifine severek, koşa koşa gelmeyi kabul ettiğini belirten Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, bir hoca olarak bir üniversitede bulunmaktan her zaman keyif aldığını, Çanakkale’nin bu milletin ruhunu, bu milletin benliğini en iyi temsil eden şehirlerimizden birisi olduğunu vurguladı.

Sykes-Picot antlaşması hakkında bilgi veren Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş sözlerine şöyle devam etti:

“Sykes-Picot’u Oluşturan Olayların Benzerleri Yeniden Oluşturulmaya Çalışıyor”

“Sykes-Picot, bir asır evvel 1. Dünya Savaşının galiplerinin masa üstünde anlaşarak birinci paylaşımı, özellikle bizim coğrafyamızla ile ilgili, orta doğu coğrafyası ile ilgili olarak birinci paylaşım üzerinde karar verdikleri antlaşmanın adıdır. Üzerinden tam bir yüzyıl geçti, 2016 yılında 100 yılını idrak ediyoruz. Aşağı yukarı Sykes-Picot oluşturan olayların aynen benzerleri yeniden oluşturulmaya çalışıyor. 15 Temmuzun ne manaya geldiğini Sykes-Picot ne demektir diye anlamadan anlamak mümkün değildir. Çanakkale Harbinden sonra, İstiklal Harbimizden sonra kurulan ulusal kurtuluş mücadelesi ile verdiğimiz yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ruhunun anlaşılabilmesi için de Sykes-Picot‘u anlamamız ve onun bugüne ne ifade ettiğini de çok iyi bilmemiz, anlamaya gayret etmemiz gerekiyor.”

“Bu Coğrafyadaki Sınırların Hiçbirinin Tarihi ve Kültürel Geçmişi Yoktur”

“Sevgili gençler, değerli hocalarım, değerli davetliler bir asır evvel gerçekten savaşın galipleri İngilizler, Fransızlar, Ruslar ve diğerleri bir masanın etrafına oturdular, ellerine pergelleri cetvelleri aldılar. Bu pergellerle cetvellerle bugün Osmanlı’nın bakiyesi olan bu coğrafyadaki sınırları çizdiler. İstisnasız söylüyorum bu coğrafyadaki sınırların hiçbirinin tarihi ve kültürel geçmişi yoktur, geçerliliği yoktur.

Hiçbir gerçekliği olmayan bu sınırlarla Türkiye, Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan işte bütün bu sınırlar çizilmiş, sınırlar çizilirken galipler sadece bundan sonraki dönemde bu sınırlarda oluşabilecek sorunları, problemleri de bu sınırların içine gömmüşlerdir, oraya yerleştirmişlerdir. Dolayısı ile Sykes-Picot ile bu coğrafyaya verilen en önemli sonuçlardan birisi suni sınırlara ülkelerin bölünmesidir.

Her olayın, her mahallede, her sokakta devam eden siyasal olayların aslında bir asır evvel ortaya çıkmış Osmanlı’nın bölünmesi ile Sykes-Picot’un ortaya çıkardığı derin fay hatlarının enerjisi olduğunu hiç unutmayın. Onun için bunlara karşı uyanın ve titiz şekilde devam edin.

“Sykes – Picot İle Çok Dinli, Çok Kültürlü, Çok Etnikli Yapı Ortadan Kaldırılmıştır”

Sykes - Picot ile birlikte bu bölgenin bütün asli unsurları tali unsurlar haline getirilmiş, araçsal bir konuma düşürülmüştür. Yine bu düzenle birlikte, Sykes-Picot ile birlikte bu coğrafyada asırlar boyunca sürmüştür. Aslında çok dinli, çok kültürlü, çok etnik bir yapı vardı. İşte Sykes - Picot'un ortadan kaldırdığı en önemli hususiyetlerden birisi budur. Dört asır boyunca Orta Doğu'da, altı asır boyunca Balkanlarda yaşamış olan bu barış düzeni darmadağın edilerek önce Balkan Savaşlarıyla, Yemen Savaşlarıyla, Medine Savaşlarıyla Orta Doğu'da ve Balkanlardaki savaşlarla insanlar etnik bakımdan bölünen maalesef birbirlerine düşman hale getirilmeye çalışılmıştır. Bunları iyi anlamak mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla şimdi zihinleri de bölmeye çalışan, gönülleri de bölmeye çalışan bu uluslararası emperyalist plana karşı uyanık olmamız lazım.

Burada, Çanakkale'de şu karşı tepelere o bombaları atanlar, Çanakkale Boğazına girip o gemilerle iki tarafı bombalayanların arkasındaki irade neyse 15 Temmuzda TBMM'yi bombalayan irade aynı iradedir. Buradaki istilacı irade neyse 1960'da rahmetli Menderes'in ipini çeken irade aynı iradedir. Buradaki istilacı irade neyse 12 Eylül öncesinde bu ülkenin çocuklarını sağcı solcu diye birbirine düşürerek binlerce gencecik evladımızın idealleriyle toprağa gömülmesini sağlayan irade aynı iradedir.

İkinci Dünya Savaşından sonra yeni bir paylaşım düzeni ortaya çıktı. Sykes-Picot'u kuvvetlendiren, derinleştiren yeni bir paylaşım düzeni ortaya çıktı. Ondan sonrada İkinci Dünya Savaşından sonra dünyanın bu gün bile devam eden ama ne yazık ki artık hiçbir şekilde kuruluş gerekçelerini dahi yerine getiremeyen ve getiremeyecek bir sürü uluslararası kurum ve kuruluş ortaya çıktı. Birleşmiş Milletlerinden Dünya Bankasına, IBRD’sinden UNESCO’suna birçok kuruluş ikinci dünya savaşından sonraki dönemde ortaya çıktı. İkinci Dünya Savaşından hemen arkasından Soğuk Savaş adını verdiğimiz 1945-1990 arasındaki dönemde dünya yeni ve çok gerilimli bir sürecin içerisine girdi. İşte Sykes-Picot'la şekillenmiş olan Ortadoğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika coğrafyası bu Soğuk Savaş döneminde de yeni bir nitelik arz etti.

“2. Dünya Savaşı’ndan Sonra Dünya Düzeni, Dünya Düzensizliği Halini Almıştır”

Evet, 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki düzenle birlikte, bugün geldiğimiz noktada bir düzen var mı? Yok. Dünya düzeni, dünya düzensizliği halini almıştır. Bütün kurum ve kuruluşlar fonksiyonsuz hale gelmiştir. İspatı, Suriye krizini çözemeyen uluslararası bir sistem. Ukrayna krizini dünyanın gözü önünde çözemeyen uluslararası bir sistem.  Küresel göç sorununu çözemeyen uluslararası bir sistem. Küresel terör meselesini çözemeyen bir uluslararası sistem. İşgalleri, askeri müdahaleleri önleyemeyen bir uluslararası sistem.

Birleşmiş Milletler ne iş yapar? Bir araya gelir, toplanır, konuşur ve dağılır. Birleşmiş Milletler bütün bunları önlemek için kurulmadı mı? Birleşmiş Milletler bugün fonksiyonsuz bir kuruluş haline gelmiştir. Kimse itiraz etmiyor denilen bir noktada yine bir gür ses, Selçuklu'nun, Osmanlı’nın torunu olan bir ses çıktı, bir millet çıktı. Aziz milletimizin adına Sayın Cumhurbaşkanımız ve bizler her platformda dünya beşten büyüktür diyerek, bu adaletsizliğe meydan okudu. Sen misin dünya beşten büyüktür diyen. Herkes biliyordu da siz niye bunu ilan ediyorsunuz. Adamların endişesi, adamların korkusu ve telaşı budur. Dünya beşten büyüktür diyerek, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda gözlerinin içine baka baka söylerseniz, bütün dünyanın masum ve mazlum halklarının temsilcilerinin yürekten gelen alkışlarıyla o salon orada inlerse, birilerinin de korkması son derece tabidir ama bedeli ne olursa olsun dünya beşten büyüktür demeye devam edeceğiz.

“Bedel Ödemiş Olan Bir Demokrasiye Sahibiz”

Demokrasi tecrübesini Osmanlının son dönemlerinden itibaren iyi kötü inşa etmeye gayret ettik. Bedel ödemiş olan bir demokrasiye sahibiz. Hani derler ya demokrasi bedel ödemeden kazanılmaz, bedel ödemiş bir demokrasiyiz. Çok daha net söyleyeyim, belki Avrupa ülkelerinin ödediği bedelden daha fazlasını ödemiş bir ülkeyiz.

Kendisine bahşedilen alanda hareket eden bir ülke olursa inanın ki Türkiye'de hiçbir sıkıntı yaşamayız. Terör örgütlerini de geri çekerler, FETÖ'yü de geri çekerler, benzer örgütlenmeleri de geri çekerler

Bu coğrafyanın kilit taşı olan Türkiye, yeniden Osmanlının ve Selçuklunun ruhuyla dirilmesini başaracak, ekonomide, siyasette, toplumsal hayatta yeniden güçlü bir şekilde varlığını ortaya koyacak, Sykes-Picot'nun 100. Yılında yeni bölünmelerin değil yeni derlenmelerin toparlanmaların adresi, merkezi haline gelecek. Ben bu duygularla inşallah önümüzdeki dönemin çok aydınlık olduğuna inanıyorum.

“Kendinizi İyi Yetiştireceksiniz”

Türkiye'nin ilk 21 üniversitesinden birisi olmuş Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin 49 bin öğrencisi var. Şimdi kendinizi iyi yetiştireceksiniz. Türkiye'nin 21. üniversitesi olmak yetmez. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi mezunu gençlerin arasından dünya çapında bilim adamları bilim kadınları çıkacak. Dünya çapında avukatlar, dünya çapında hakimler, dünya çapında doktorlar, fizik mühendisleri, sanatçılar, edebiyatçılar çıkacak. Sizin dünyada olan hiçbir gençten zerre miktarda geri kalır tarafınız yoktur ayrıca ferasetiniz var. Problem çözme yeteneğiniz var, inancınız var, büyük bir tarih birikiminiz var.”Konuşmasının ardından Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’a, Rektör Prof. Dr. Yücel Acer tarafından günün anısına hediye ve çiçek takdim edildi.

Fotoğraf Albümü


Bu Haber 2702 Kez Okundu