HABER

Böbrek Hastalarına ÇOMÜ Müjdesi

05.02.2016
Bu İçeriği Paylaş

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serkan Bakırdöğen, ÇOMÜ’de böbrek hastalarının nakil bekleme sürelerinin diğer hastanelere göre çok daha kısa olduğunu ve bunun böbrek hastaları için büyük bir şans olduğunu belirtti.

Yrd. Doç. Dr. Serkan Bakırdöğen ile Nefrolojiyi, böbrek hastalığının gelişimini ve tedavi yöntemlerini, ÇOMÜ Tıp Fakültesi bünyesinde açılan Transplantasyon Ünitesi’nde gerçekleştirilmeye başlanan organ nakillerini konuştuk.

Nefroloji nedir, hangi alanla ilgilenir?

Nefroloji, böbrek hastalıklarıyla ilgilenen tıp dalıdır. Böbreğin daha çok tıbbi yani ilaçla, serumla ve diyalizle düzelebilen hastalıkları ile Nefroloji ilgilenir; böbreğin ameliyat gerektiren cerrahi hastalıklarına ise üroloji branşı bakmaktadır.

Böbrek hastalıkları iki türlüdür: Birincisi, genetik bir altyapının olduğu hastalıklardır. Polikistik böbrek hastalığı bunlara bir örnektir. Son dönem böbrek yetmezliğine sebep olan her 10 hastalıktan yaklaşık bir tanesi polikistik böbrek hastalığıdır. Bu hastalıkta aileden gelen kalıtımsal bozukluk yani genetik bir mutasyon bulunmaktadır. Bunun dışındaki hastalıklarda genellikle genetik bir altyapı olmakla birlikte bunun üzerine eklenen çevresel faktörler de mevcuttur. Çevresel faktörler içerisinde en önemli konulardan biri diyet konusudur. Özellikle sofradaki tuzun fazla tüketilmesi böbrek hastalığı riskini arttırmaktadır. Tuzun fazla alınması, hipertansiyon ve diyabet gelişimine de yol açabilmekte ve kronik böbrek hastalığı olan hastalarda hastalığın ilerlemesini hızlandırmaktadır. Bu sebeple hastalara ve sağlıklı insanlara, diyetlerindeki tuz alımına dikkat etmelerini tavsiye ederim. Bunun dışında obezite (şişmanlık) de böbrek hastalığı gelişimi için bir faktördür. Obez olan insanların hem günlük kalori ihtiyaçlarını dengelemelerini hem de düzenli spor yapmalarını tavsiye ederim.

Böbrek hastalığının farklı hastalıkları tetiklemesi söz konusu mu?

Hipertansiyon, kronik böbrek hastalığının hem ülkemizde hem de dünyadaki en sık görülen ikinci nedenidir. Hipertansiyon, kronik böbrek hastalığına yol açabildiği gibi kronik böbrek hastalığı geliştikten sonra hipertansiyon daha da ağırlaşabilmektedir. Hipertansiyonla kronik böbrek hastalığı arasında bir neden-sonuç ilişkisi var. Biri diğerini tetikleyebilmektedir.

ÇOMÜ Tıp Fakültesi bünyesinde yakın dönemde Organ Nakil Merkezi açıldığını biliyoruz, bu merkez şimdiye kadar neler yaptı?

Tıp Fakültemizde Organ ve Doku Transplantasyon ünitemiz, 09 Nisan 2015 tarihinde resmi olarak açıldı. Bu tarihten itibaren ünitemizde 5 kişiye kadaverik (vefat etmiş bir kişiden alınan) böbrek transplantasyonu gerçekleştirildi. Şu an bir hastamız ünitemizde yatıyor. Henüz taburcu etmedik. Geri kalan 4 hastamızın sağlık durumları iyi ve onlar düzenli bir şekilde merkezimize kontrole gelmektedirler.

ÇOMÜ bünyesinde açılan Transplantasyon Ünitesi’nin Çanakkale halkı adına büyük avantajlar getireceğini söyleyebilir miyiz?

ÇOMÜ Tıp Fakültesi Doku ve Organ Transplantasyon Ünitesi’nin açılarak aktif bir biçimde çalışıyor olması Çanakkale halkı için büyük bir avantajdır. Bu ünite açılmazdan önce kronik böbrek yetmezliği olan hastalarımız yakın yerlere, Bursa ve İzmir’deki hastanelere başvurmaktaydılar. Bu hastanelerde uzun bekleme listeleri var. Bizim ise yeni hasta kayıtlarımız oluşturuluyor. Şu anda listemizde nakil için bekleyen 60 kadar hastamız mevcut. Fakat büyük merkezlerin organ bekleme listesinde yüzlerce hasta var.  Yeni açılan bir ünite olduğumuz için ve bekleme listesinde de fazla sayıda hasta olmadığından ünitemize kayıt yaptıran Çanakkale’deki diyaliz hastalarının böbrek nakil şansı daha fazla artmaktadır.

Hastanın nakil sonrası hayatında neler değişiyor?

Son dönem böbrek yetmezliğinde 3 tedavi bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi hemodiyaliz yani makine diyalizidir. İkincisi, periton yani karın diyalizi, diğeri de böbrek naklidir. Böbrek nakli, her iki diyaliz tedavisinden de üstün bir tedavidir. Bugün için en çok tercih edilen tedavi böbrek naklidir. Böbrek naklinin de iki türü mevcuttur. Birincisi canlıdan canlıya, ikincisi ise kadaverik yani ölmüş olan bir kişinin böbreğinin hastaya takılması ve nakledilmesidir. Böbrek nakli daha üstün bir tedavidir. Yapılan çalışmalar bize böbrek nakil hastalarının ömürlerinin, yaşam beklentilerinin diyaliz hastalarına göre daha fazla olduğunu göstermiştir. Nakil hastalarında hem daha uzun hem daha az komplikasyonlu ve daha konforlu bir yaşam olabilmektedir. Ülkemizde özellikle kadaverik böbrek nakillerini arttırmamız gerekir. Öldükten sonra bağışlanan her organ, hastalarımız için bir umut olacaktır.

Hastamıza bir nakil böbreği takıldığında 10 yılın üzerinde işlev görebilmektedir. Böylece hasta bu kadar uzun bir süre diyalize girmemektedir. Bu hem hastanın sağlığının koruması hem de ülke ekonomisi açısından kazanç demektir.

Ailesinde böbrek hastalığı olan kişiler nelere dikkat etmeli?

Ailesinde böbrek rahatsızlığı olan bir insanın böbrek hastası olma ihtimali, hiç böbrek hastası olmayan birine göre daha yüksektir. O sebeple bu kişilerin düzenli olarak takip edilmeleri, özellikle de bir Nefroloji uzmanının gözetiminde bulunmaları gerekmektedir. Özellikle yaşı 40’ın üzerinde, hipertansiyonu, diyabeti olan, idrarında protein ya da albümin kaçağı olan kişilerin mutlaka hastaneye başvurmaları gerekir.

Türkiye’deki böbrek hastalığına dair rakam verebilir misiniz?

Türk Nefroloji Derneği’nin 2014 yılındaki verilerine göre ülkemizde 70 binin üzerinde son dönem böbrek yetmezliği hastası mevcuttur. Bu hastaların yaklaşık 55 bin kadarı hemodiyalizle tedavi olmakta, 5 bin kadarı periton (karın) diyalizi yapmaktadır. Geriye kalan 10-11 bin civarında hasta da böbrek nakli yapılmış olan vakalardır.

Röportaj: Tuncay Ak

 

 



Bu Haber 1029 Kez Okundu